Fotoğraf: Sezen Yalçınkaya
marla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kardelenler


ruhumu parmaklarıyla sıkıca kavrayan
küçük canavar
bulutumsu gri ve siyah renklerde
renk diyebilir miyiz bilmiyorum
bir çeşit karanlık düşler topluluğu
içinizden
gözbebeklerinden beslenen
sizler nefret ettikçe
sizler kötülük yaptıkça
sadece susan ve biriktiren

işte o küçük canavar büyüdü takviye desteğinizle
şimdi
hiç ummadığınız anda sizi yırtıp kanatıp kaçmanın
huzuruyla
minik parmaklarını geçirmiş toprağa
bir kardelen gibi
süzülüyor
yukarı doğru
maviliğe

kardelenler
kökleri birbirini bulmuş toprağın içinde
sımsıkı
ve
paralarcasına bir bağla
aynı sudan beslenerek
ve güçlenerek
gitgide
yükseliyorlar
maviliğe
cesurca
çarpınca maviliklerini acıtacak bir dokuya karşı.





öylesine

yitik bir aşkın
küllerinden doğmaz yeni bir aşk
nasıl ki
bir yeldeğirmeni mutluluk yaratamıyorsa kendi başına
kaç kurtar kendini
girdabımdan nasıl kaçtıysan
sonunda cennet mi var
yok mu hiç bir şey
düşünmeden,
işte aynen öyle kaç şimdi de
ikimiz de zıpladık ama aynı yüksekliğe erişemedik
ben daha yüksekteydim
çünkü daha hafiftim,
ellerimden bulutlar tuttu
çünkü daha içtendim
ve
bu sayede
senin göremediğin
tüm
o
eşsiz
renkleri
gördüm.
ve
bulutlar
algılarına tıkadığın pamuklar
gibi
yumuşak
ve öylesine
ve çok da umrumdaydılar.

marla


marla’dan

dagılsın atmosfere

süblimleşen nefretim,

sıvılaşan acım aksın içimden.

Sana saplanacak olan okları yollayayım

gözlerimden.



Ama yakınımda olmalısın

ruhuna kilitlenmek istiyorum gözle görülebilecek mesafeden

seni yaralarken



marla



benim en güzel hikayem...

benim en güzel hikayem
soguk beyaz ve yesil odalarda
reçeteme yazılan
minik beyaz meleklerim..
bana ne yaptığınız önemli değil
en azından
içinizde ne olduğunun farkındayım.
öyle uzun uzadıya
anlamlandırılamamış ve ağdalı cümlelerden nefret ediyorum
ben
buyum tüm çıplaklığımla
olduğum gibi
irite edebilecek kadar gerçek.
ve
bildigim tek bir sey var su an kendime dair;
içimdeki
o pis sefil karanlıktan nefret ediyorum;
beni güçsüz düşüren merhametimden,
kırılgan ruhumdan,
ve
bazen
herkese
hak ettiğinden çok daha şefkatli dokunabilen
o minnacık
hassas
şekilsiz parmaklarımdan.


Marla


bütün tanımların dışında...

bütün tanımların dışında
onların anlamlandıramadıkları
sen
ve
ben

herşeyi karmaşıklaştırabilen beyinlerde
çözümlenemeyen bir sadelikte
ve nihayetsiz
ve çıkarsız

kalıpsız ruhlarımız
bulut kümeleri gibi
ve
tapıyoruz hücrelerimizdeki maviye.



marla


mutfak... kocaman bi ölüm var içimde


mutfak...
kocaman bi ölüm var içimde
büyük boşluklar
hep hata doldurmuşum ya içimi
yıldızlara bakan kimdi peki pencereden bi dünya hayal vardı iyi olacaktı değişecekti tanrıyla olan küçük konuşmalarımızda bana söz verdiğini hissetmiştim çünkü küçük yapraklar kımıldamıştı incir ağacında bide o kedi gelip ayaklarıma sürtünmüştü ama bu evet demekti bu bi umuttu hani içimdeki kocaman yürek benim en büyük hazinemdi? peki tanrı söler misin ben neden böleyim? bu kadar beni kaos dolduracak ne yaptım ben bana yada sen bana insanlar bana ben nerdeyim sanırım farklı bir boyut herkese pembe olan bana yeşil mi ne.. yada herkese acı gelen bana güzel mi gerekli mi peki minik acı olunca miniki damara asla gelmez çünkü o ölmek istemez sadece ruh acısı bedenden uçar gider minik kelebekler gibi süzülür zaten kelebeklerin ömrüde üç gündür yada bir gün ne bileyim işte peki benim kelebeklerim neden gelip canımı acıtıyor bazen ben naptım ki onlara tanrı, madem öle neden ayçiçek tarlalarımda ayağıma gelmedi huzur uçsuz bucaksız bi görüntü müdür peki en iyi yapabildiğim şeyi bile yapamıyorsam ben napmalıyım tanrı? bunları bana mail olarak atabilsen keşke bende "ben" olmanın tadını çıkarsam mı yoksa ruhumu özgürlüğüne mi kavuştursam karar versem karar veremiyorum evet bu yetimi kaybettim nasıl kazanmalıyım ki tavşanlarım boy boy büyük yada küçük hepsi gülümsüyor bende gülümsemeli miyim yalan mı olmalı gerçek mi peki bir şey yaşamaya değerse, ölmeye de değer mi peki hata doluysam ben kendimi yüksek bi yerden bıraksam geçer mi, saçılır mı hatalarım sağa sola ben uçuşurken havada peki onlardan kurtulabilir miyim sonsuza kadar hatalardan.. deniz olsa derin olsa bıraksam kendimi çırpınmasam girdaba dalsam hiç görmediğim renkleri görsem hiç bilmediğim bir duygu hissetsem mavilik dolsa ruhum geçer mi bu çiziklerim kalbime attıklarım hani peki ben kuş olsam....

marla



en acıycak yerleri bilek içlerini iğneyle kazıyordum, öldürmeyecek ama acıtacak ve GÖRÜNECEK kadar...
çektiğim acıları herkesin görmesini istiyordum
gözünün içine baka baka söylüyordum duymak istemediklerini
acıyı görmeni istiyordum.


acıyı görürken gözbebeklerine kilitlenmek istiyorum
gerçek sen'i yakalayabilmek adına.

ruhumdaki heyecanı dindirme tanrım
tuz bas acılarımın üstüne, dindirme.
büyüyorum, kabıma sığmıyorum. kusuyorum yediklerimi. bedenimden çıkmak istiyorum.

beni anlayan bir ruh.. görüyorum.. çoğalıyorlar.. sarmalanıp denize doğru uçuyoruz.
biri yukarıdan baloncuklar üflüyor. patlamadan öpüyorum hepsini.
daha ne kadar böyle gidecek bilmiyorum. mutluyum. kabullenmişliğimle yaşıyorum kendimi.
yanıma gelsin birileri ellerimden tutsun. sonsuza dek peşinden gidebilirim o özgür ruhun.
seni seviyorum marla. olduğun gibi.