son gülen iyi gülerdi bu diyarda
diyar dediğim barakadan hallice elbette
ve sonra cehennem çıkagelirdi
elinde biraz talihle
ve talihsizliğinin boyutları
idrak edilemezdi
şimdilerde bile edilemiyor
ve cennetin gelmesini beklerdin
evinde
dört duvar senle taşak geçerdi
yatak senle taşak geçerdi
geriye taşak geçecek kimse kalmayana dek
her şey kurumuş boka dönerdi
tahta kaşıklar
kürdanlar
makaslar
şişe açacakları
ayakkabı çekecekleri
en gereksiz buluşlardı
ve muhteşemdiler
işte bu yüzdendi yanılıyor oluşun
her daim sıçıyor oluşun
bu yüzdendi,
biliyor sanırdın
zannettiğinden bihaberdin
kitleler sürüler halinde akardı
ve sen başarısız bir çobandın
bir gitardan geriye kalandın
patlamış bir lastiktin
ekmeğin bile banılmadığı sulu yemektin
tercih edilmeyendin
güven veremeyendin
kuş gribiydin
domuz gribinin bile taşak geçtiğiydin
zaferler
yenilgiler
süregelen her şey
hiçbir şeyin gelemediği süreler
maçın uzatma dakikaları
ve geriye kalan her şey,
penaltılara bile kalamazsın
hakeme itiraz bile edemezsin
şahane bir şey değilsin
körü körüne inanansın
en inançsız halinle
baştan aşağı yıkımsın
ve hala ne bok yemeye
oturup beklemektesin
bas biraz gaza
ve sür ölüme
kaybedecek bir şey kalmadı
kaybedecek bir şeyi bile kalmayansın
tozasor
Fotoğraf: Sezen Yalçınkaya
tozasor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tozasor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sertleşmeler
hep aynı şeylerden mi bahsedersin dedi
neden hep böylesin
neden mutlu olmayı denemiyorsun
neden neden neden
1500 kez neden demişti
,ve ben 6. da bezmiştim
sigaramı yaktım,
sessizce üfledim dumanı
gökyüzüne
filtresiz sigara adamın ağzına sıçıyordu
oturdum ve gerindim
sırtımı geriye yasladım
bana bakıyordu
telaşla
telaşsızdım
heyecanlıydı
heyecansızdım
yaşıyordu
ölüydüm
noluyor dedi,
1500 kez de noluyor deme lütfen dedim
gülümsedi
gülümsemedi
hep dedim aynı şeylerden bahsederim
ve gitmem lazım dedim
bi yerlere
artık kalmak için nedenim kalmadı
kaçmam lazım dedim
nereye dedi
nereye gitmek istiyorsun
nereye
dur, dedim
bunu da binlerce kez söyleme
bilmiyorum
sadece bir yer
nefes almam gerekir
yalnız yaşıyorsun, dedi
bunu avantaja çevir
herkes bunu ister
işe yaramıyor dedim
bi anlamı yok
kalabalık yaşamanın veya yalnız olmanın
eğer her gecen duvarların içinde korkarak
ama sokaklarda daha cesur geçiyorsa,
niye dedi
niye niye niye
sus dedim
kapa çeneni
tuvalete gittim
39 saniye işedim
ya da bana öyle geldi
ve zaman önemsizdi
işediğin zaman
zaman önemsizdi
saatin olmadığında
zaman önemsizdi
yapacak bir şey olmadığında
bunları anlıyor musun, dedim
hayır, dedi
senden daha iyiyim
gücüm var çünkü
hayır, dedim
daha iyi değilsin
daha mutlak doğruların var sadece
ve bu doğrular işleri senin için biraz somutlaştırıyor
hepsi bu,
ee dedi,
bu iyi değil mi
durdum,
konuşmadan
haklıydı
daha iyidi,
gerindim,
taklamakan çölündeki bir bedeviydim
filtresiz pall mall'ı yaktım
gerindim biraz daha
göğsüm ileri çıktı
ve göbeğim
göbek yapmışsın dedi,
senin için bebeğim dedim,
hepsi senin için
güldü,
deli dedi
deli, dedim
sevdim
ve evet
sevdim, dedim
sevdim
ve kalktım yataktan
etrafıma baktım
telefona baktım
bir şey yok yoktu
etrafıma baktım
telefona baktım
etrafıma baktım
pall mall gülümsüyordu
duvara baktım
götümü döndüm
dizlerim büküldü
telefon kırıldı ve
hiçbir şey yeterince iyi olmadı
hiçbir şey yerinde değildi
ve hiç soru sormadı
hiçbir zaman
ve oturdu
kumsalın üzerinde
güneş sırtını yakarken
kusursuz bedenini izlediğimden habersizdi,
ince dudaklarını ve
göğüslerini izlediğimden habersizdi
her şey sona ermişti
ve belki de başlamamıştı
ve elimden bir şey gelmezdi
otsuzdum onsuzdum
kendimden bihaberdim
ve kelimenin tam anlamıyla
beş para etmezdim
ve döndüm
hakem hataları sürüyordu
her yerde,
ofsayta kalmaktaydım
son süratle
kaleciyle karşı karşıya bile kalamıyordum
bu evde,
devre arasında
soyunma odasına alınmıyordum,
topları bile toplayamıyordum
ve telefon elimden düştü
en sonunda,
ve geçmiş suratıma en sert şutunu çekerken
elim kasıklarımı tutuyordu
ve sertleşiyordum
aletimden daha çok
ve her şey sertleşip
bana giriyordu
tozasor
neden hep böylesin
neden mutlu olmayı denemiyorsun
neden neden neden
1500 kez neden demişti
,ve ben 6. da bezmiştim
sigaramı yaktım,
sessizce üfledim dumanı
gökyüzüne
filtresiz sigara adamın ağzına sıçıyordu
oturdum ve gerindim
sırtımı geriye yasladım
bana bakıyordu
telaşla
telaşsızdım
heyecanlıydı
heyecansızdım
yaşıyordu
ölüydüm
noluyor dedi,
1500 kez de noluyor deme lütfen dedim
gülümsedi
gülümsemedi
hep dedim aynı şeylerden bahsederim
ve gitmem lazım dedim
bi yerlere
artık kalmak için nedenim kalmadı
kaçmam lazım dedim
nereye dedi
nereye gitmek istiyorsun
nereye
dur, dedim
bunu da binlerce kez söyleme
bilmiyorum
sadece bir yer
nefes almam gerekir
yalnız yaşıyorsun, dedi
bunu avantaja çevir
herkes bunu ister
işe yaramıyor dedim
bi anlamı yok
kalabalık yaşamanın veya yalnız olmanın
eğer her gecen duvarların içinde korkarak
ama sokaklarda daha cesur geçiyorsa,
niye dedi
niye niye niye
sus dedim
kapa çeneni
tuvalete gittim
39 saniye işedim
ya da bana öyle geldi
ve zaman önemsizdi
işediğin zaman
zaman önemsizdi
saatin olmadığında
zaman önemsizdi
yapacak bir şey olmadığında
bunları anlıyor musun, dedim
hayır, dedi
senden daha iyiyim
gücüm var çünkü
hayır, dedim
daha iyi değilsin
daha mutlak doğruların var sadece
ve bu doğrular işleri senin için biraz somutlaştırıyor
hepsi bu,
ee dedi,
bu iyi değil mi
durdum,
konuşmadan
haklıydı
daha iyidi,
gerindim,
taklamakan çölündeki bir bedeviydim
filtresiz pall mall'ı yaktım
gerindim biraz daha
göğsüm ileri çıktı
ve göbeğim
göbek yapmışsın dedi,
senin için bebeğim dedim,
hepsi senin için
güldü,
deli dedi
deli, dedim
sevdim
ve evet
sevdim, dedim
sevdim
ve kalktım yataktan
etrafıma baktım
telefona baktım
bir şey yok yoktu
etrafıma baktım
telefona baktım
etrafıma baktım
pall mall gülümsüyordu
duvara baktım
götümü döndüm
dizlerim büküldü
telefon kırıldı ve
hiçbir şey yeterince iyi olmadı
hiçbir şey yerinde değildi
ve hiç soru sormadı
hiçbir zaman
ve oturdu
kumsalın üzerinde
güneş sırtını yakarken
kusursuz bedenini izlediğimden habersizdi,
ince dudaklarını ve
göğüslerini izlediğimden habersizdi
her şey sona ermişti
ve belki de başlamamıştı
ve elimden bir şey gelmezdi
otsuzdum onsuzdum
kendimden bihaberdim
ve kelimenin tam anlamıyla
beş para etmezdim
ve döndüm
hakem hataları sürüyordu
her yerde,
ofsayta kalmaktaydım
son süratle
kaleciyle karşı karşıya bile kalamıyordum
bu evde,
devre arasında
soyunma odasına alınmıyordum,
topları bile toplayamıyordum
ve telefon elimden düştü
en sonunda,
ve geçmiş suratıma en sert şutunu çekerken
elim kasıklarımı tutuyordu
ve sertleşiyordum
aletimden daha çok
ve her şey sertleşip
bana giriyordu
tozasor
Başkasının Toprağında Artist
tabandan yukarıya doğru
müthiş bir yükseliş
bunu kimse bilemeyecek
kimse bilmeyecek
bu yükselişin ta kendisi bile
kanatlarım kırık,
bir zamanlar balmumuyla denenmişi varken hazırda
kanatlarım kırık,
dumanaltı olmuşum
içtiğim sigaralar ciğerimi sikiyor
ve elim cebime girmekten çekinmiyor
eskimeye yüz tutmuş kadife ceketli adamım ben
kapkaçta soyulacak ilk adamım
yukarıya çıkıyorum
hayır hayır
kanatlarım kırık,
kanatlarım kırık değil,
kanatlarım kırık
ve yukarıya çıkıyorum
hayır hayır
aşağıya çıkıyorum
yukarıya inmekteyim son hızla
vitesi beşe almanın derdindeyken
debriyaj çek lan ayağını demekte
içmeye başlamışsın yine erkenden
bu evden hiç ses gelmemekte
buzdolabında hiçbir şey yok
etini yiyen knut hamsun'u düşünüyorum
ilk kez askerde kütüphanede okuduğum anı
silahı kafama dayamamak için
deli numarası yaptığım ve
benden daha deli adamlarca rahat bırakılışım
her gün bir kitap devirişim
atatürkçülük
evrimin kökeni
açlık,
bitmeyen kavga
martin eden
saçma sapan ve
saçma sapan olamayacak kadar iyi şeyler
ve arşa yükselişim
herkesten habersiz, çaktırmadan
yerin altından çıktım ben
siz odalarınızda uyurken
yerin altından çıkmış numarası yaptım
yazarcılık oynadım
yazarmış gibi yaptım
hayır hayır
yukarıya iniyorum şimdi
nasıl olabilir bu demeyin
bir merdiven tasarlıyorum
hem yukarıya çıkılabilen
hem de inilebilen
bir pervane tasarlıyorum
kafamıza takıp
2023'de havada düzüşebileceğimiz,
bir hayal tasarlıyorum
hemen kurmak için,
kurmalı bir bebeğim ben
arkamdan ittirdiğin,
geri geri ilerleyen
çin malı bozuk bir bebeğim ben
öfke seline kapılıp parçaladığın bir bebeğim ben
kafayı kırmış bir bebeğim ben
yalnız geçen her geceye içen bir adamım ben
atılan çığlıkları sağdan soldan araklayanım
hissedebiliyorsun
hissedebiliyorum
bu zafer devam edecek
yenilene dek
yenildikten sonra geriye
hiçbir şey ama
hiçbir şey hatta
hiçbir şey veya
hiçbir şey asla
hiçbir şey kalmayacak
daha kaç kere
daha kaç kere
bu odada oturacaksın
daha kaç kez kederli sırıtışın
yanağındaki aptal gamze, seni uykundan uyandıramayacak
daha kaç kez sakalını kaşıyacaksın
daha kaç kez yamuk parmağındaki gel gitleri hissedeceksin
daha kaç kez ayakların karıncalanacak
daha kaç kez ciğerlerin öfkeyle sana saldıracak
daha kaç pall mall dostum
daha kaç bardak içeceksin
daha kez kere yaşadığın güne tüküreceksin
daha kaç kez mezarlarınıza tüküreceğim
daha kaç kez ölmekten daha iyi şeyleri düşüneceğim
daha kaç kez hiçbir şeyin zirvesinde kalacağım
daha kaç kez bir şeyin kralı olacağım
siki tutacağım daha kaç kere,
boku yiyeceğim kaç kere
yüzeysellikten geberene dek sıradanlaşacağım
ve şimdi sırtlanların,
aslanların,
yelelerinde nice zafer izi taşıyan kaplanların
senden daha fazla kazanmasına rağmen
daha fazla kafadan kontak patronların
2. sınıf memurların
mimarların
güzellik kraliçelerinin
gece bülteni sunucularının
kuaförlerin
ithalat ihracatla uğraşanların
tekstilcilerin
rahat kedilerin
hayatını yaşamaktasın,
burası onların yaşamı
ve sen sadece odanda olanı biteni anlamaya çalışmaktasın
tozasor
müthiş bir yükseliş
bunu kimse bilemeyecek
kimse bilmeyecek
bu yükselişin ta kendisi bile
kanatlarım kırık,
bir zamanlar balmumuyla denenmişi varken hazırda
kanatlarım kırık,
dumanaltı olmuşum
içtiğim sigaralar ciğerimi sikiyor
ve elim cebime girmekten çekinmiyor
eskimeye yüz tutmuş kadife ceketli adamım ben
kapkaçta soyulacak ilk adamım
yukarıya çıkıyorum
hayır hayır
kanatlarım kırık,
kanatlarım kırık değil,
kanatlarım kırık
ve yukarıya çıkıyorum
hayır hayır
aşağıya çıkıyorum
yukarıya inmekteyim son hızla
vitesi beşe almanın derdindeyken
debriyaj çek lan ayağını demekte
içmeye başlamışsın yine erkenden
bu evden hiç ses gelmemekte
buzdolabında hiçbir şey yok
etini yiyen knut hamsun'u düşünüyorum
ilk kez askerde kütüphanede okuduğum anı
silahı kafama dayamamak için
deli numarası yaptığım ve
benden daha deli adamlarca rahat bırakılışım
her gün bir kitap devirişim
atatürkçülük
evrimin kökeni
açlık,
bitmeyen kavga
martin eden
saçma sapan ve
saçma sapan olamayacak kadar iyi şeyler
ve arşa yükselişim
herkesten habersiz, çaktırmadan
yerin altından çıktım ben
siz odalarınızda uyurken
yerin altından çıkmış numarası yaptım
yazarcılık oynadım
yazarmış gibi yaptım
hayır hayır
yukarıya iniyorum şimdi
nasıl olabilir bu demeyin
bir merdiven tasarlıyorum
hem yukarıya çıkılabilen
hem de inilebilen
bir pervane tasarlıyorum
kafamıza takıp
2023'de havada düzüşebileceğimiz,
bir hayal tasarlıyorum
hemen kurmak için,
kurmalı bir bebeğim ben
arkamdan ittirdiğin,
geri geri ilerleyen
çin malı bozuk bir bebeğim ben
öfke seline kapılıp parçaladığın bir bebeğim ben
kafayı kırmış bir bebeğim ben
yalnız geçen her geceye içen bir adamım ben
atılan çığlıkları sağdan soldan araklayanım
hissedebiliyorsun
hissedebiliyorum
bu zafer devam edecek
yenilene dek
yenildikten sonra geriye
hiçbir şey ama
hiçbir şey hatta
hiçbir şey veya
hiçbir şey asla
hiçbir şey kalmayacak
daha kaç kere
daha kaç kere
bu odada oturacaksın
daha kaç kez kederli sırıtışın
yanağındaki aptal gamze, seni uykundan uyandıramayacak
daha kaç kez sakalını kaşıyacaksın
daha kaç kez yamuk parmağındaki gel gitleri hissedeceksin
daha kaç kez ayakların karıncalanacak
daha kaç kez ciğerlerin öfkeyle sana saldıracak
daha kaç pall mall dostum
daha kaç bardak içeceksin
daha kez kere yaşadığın güne tüküreceksin
daha kaç kez mezarlarınıza tüküreceğim
daha kaç kez ölmekten daha iyi şeyleri düşüneceğim
daha kaç kez hiçbir şeyin zirvesinde kalacağım
daha kaç kez bir şeyin kralı olacağım
siki tutacağım daha kaç kere,
boku yiyeceğim kaç kere
yüzeysellikten geberene dek sıradanlaşacağım
ve şimdi sırtlanların,
aslanların,
yelelerinde nice zafer izi taşıyan kaplanların
senden daha fazla kazanmasına rağmen
daha fazla kafadan kontak patronların
2. sınıf memurların
mimarların
güzellik kraliçelerinin
gece bülteni sunucularının
kuaförlerin
ithalat ihracatla uğraşanların
tekstilcilerin
rahat kedilerin
hayatını yaşamaktasın,
burası onların yaşamı
ve sen sadece odanda olanı biteni anlamaya çalışmaktasın
tozasor
Öğleden Sonra Kurulan Boktan Cümleler
konsolosluklar vize vermiyor
beyin göçü talebi reddediliyor
üstüne bir de beyinsizler göç edemez ki deniliyor
bir de sen öldürüyorsun beni
hiç zorlanmadan,
iki kelimeyle nakavt
bu kadar güçsüz müydüm sanki
karşında dizlerimin bağını çözdüren o görünüşün
ve beni terkedişin
tek hamlede;
kolay ve düşüncesiz
şimdi burda ayaklarımı uzattığım yatak bana küçük geliyor
ayak parmaklarım artık ıslık çalmıyor
karnım gurulduyor
açlıktan,
şekilsizlikten
böyle olmayacaktı
tahminlerimde yanıldım
iddaa ekinde bile tahmin yapamam artık
şimdi burda
yelkovan ve akrep
ve kayışının kopmasına ramak kalmış saatim,
bira kutuları ve votka şişeleri
hep bir ağızdan beni yanlarına çağıran
sümüklüböceklerin kardeşleri
tataklıböcekler
gazı bitmiş çakmaklar ve
en keder verici maddeler,
senin adını söylüyorlar
hep bir ağızdan bağırıyorlar
müziğin sesini açıyorum iyice
ismini zorla söylüyorlar
siktir diyorum
siktir, siktir, siktir
bu ne lan şimdi
ve uzanıyorum
şortumun arasına bakıyorum
ip sökülmüş donum gözükmekte
sigara bitmekte,
su bitmekte,
şişe bitmekte,
bir tek sen kaldın bir köşede
ve o da gitmekte..
tozasor
beyin göçü talebi reddediliyor
üstüne bir de beyinsizler göç edemez ki deniliyor
bir de sen öldürüyorsun beni
hiç zorlanmadan,
iki kelimeyle nakavt
bu kadar güçsüz müydüm sanki
karşında dizlerimin bağını çözdüren o görünüşün
ve beni terkedişin
tek hamlede;
kolay ve düşüncesiz
şimdi burda ayaklarımı uzattığım yatak bana küçük geliyor
ayak parmaklarım artık ıslık çalmıyor
karnım gurulduyor
açlıktan,
şekilsizlikten
böyle olmayacaktı
tahminlerimde yanıldım
iddaa ekinde bile tahmin yapamam artık
şimdi burda
yelkovan ve akrep
ve kayışının kopmasına ramak kalmış saatim,
bira kutuları ve votka şişeleri
hep bir ağızdan beni yanlarına çağıran
sümüklüböceklerin kardeşleri
tataklıböcekler
gazı bitmiş çakmaklar ve
en keder verici maddeler,
senin adını söylüyorlar
hep bir ağızdan bağırıyorlar
müziğin sesini açıyorum iyice
ismini zorla söylüyorlar
siktir diyorum
siktir, siktir, siktir
bu ne lan şimdi
ve uzanıyorum
şortumun arasına bakıyorum
ip sökülmüş donum gözükmekte
sigara bitmekte,
su bitmekte,
şişe bitmekte,
bir tek sen kaldın bir köşede
ve o da gitmekte..
tozasor
The Mercy Seat._ Hahaha
bir öykü yazmam gerekiyordu
dağlardan, ovalardan, platolardan, kesmeşekerlerden bahsedilen
oysa hapşırıyordum
ağzımdan çıkan bakteriler
ekrana yapışıyordu
duvara yapışıyordu
koluma yapışıyordu
yürüyordum
yürümeyi düşleyerek
oturuyordum
oturmayı düşleyerek
senin resmini yapıyordum
alemin en kötü kara kalem çalışmasında
tembelce çiziyordum
nick cave fonda bana gülümsüyordu
ağzında sigarası ve takım elbisesiyle,
burnum akıyordu
deli gibi burnum akıyordu
ve senin suretini yapıyordum zihnimde
elimde kalemlerin en karası
tükenmez kalemlerin tükenmesine alışkındım
ve bunu herkes biliyordu
bir şey söylemem gerekiyordu
ama kafam beni öldürüyordu
ayak parmaklarım kasılıyordu
ellerim uyuşuyordu
sabah 4'te işe gitmem gerekiyordu
korkmam gerekiyordu
herkesten, her şeyden
ve birini öldürüyordum zihnimde
senin bir suretini parçalıyordum
apranax fort çekiyordum
nick cave devam ediyordu, devam ediyordu, devam ediyordu
çorbasındaki isadan bahsediyordu
ve muhammed intihar ediyordu
tevrattan bölümler okuyordum
ve kendi kendime gülüyordum
zihnimde senin bir tasvirini çiziyordum
en kara kalemdi bu
görüp görebileceğimiz
sabah 4'te kalkıyordum
ve çöp kamyonları farlarını yakmış üstüme geliyordu
çöp kutularını es geçip
beni alıyorlardı
ve kamyonlar
ve geçen zamanlar
oyuncaklar
oyunlar, kalabalıklar
can sıkıcı derecede
mide bulandırıcı insanlar
hepsi ama istisnasız hepsi
bizi resmediyordu
ve taklit ediliyorduk
en deli gecelerde
kasıklarımın arasında yükselen başın
dudağıma değen dudakların
göğüs uçlarında çoktan inlemeye başlayan bendeniz
hepimiz eğleniyorduk
10 dakika ara veriliyordu
en zevkli anında
patlamış mısırlar,
alaska frigolar,
hepsi birer birer terkediyordu
dünyanın kalanı ölüyordu
ve her şey
daha kötü kokuyordu
Tozasor
dağlardan, ovalardan, platolardan, kesmeşekerlerden bahsedilen
oysa hapşırıyordum
ağzımdan çıkan bakteriler
ekrana yapışıyordu
duvara yapışıyordu
koluma yapışıyordu
yürüyordum
yürümeyi düşleyerek
oturuyordum
oturmayı düşleyerek
senin resmini yapıyordum
alemin en kötü kara kalem çalışmasında
tembelce çiziyordum
nick cave fonda bana gülümsüyordu
ağzında sigarası ve takım elbisesiyle,
burnum akıyordu
deli gibi burnum akıyordu
ve senin suretini yapıyordum zihnimde
elimde kalemlerin en karası
tükenmez kalemlerin tükenmesine alışkındım
ve bunu herkes biliyordu
bir şey söylemem gerekiyordu
ama kafam beni öldürüyordu
ayak parmaklarım kasılıyordu
ellerim uyuşuyordu
sabah 4'te işe gitmem gerekiyordu
korkmam gerekiyordu
herkesten, her şeyden
ve birini öldürüyordum zihnimde
senin bir suretini parçalıyordum
apranax fort çekiyordum
nick cave devam ediyordu, devam ediyordu, devam ediyordu
çorbasındaki isadan bahsediyordu
ve muhammed intihar ediyordu
tevrattan bölümler okuyordum
ve kendi kendime gülüyordum
zihnimde senin bir tasvirini çiziyordum
en kara kalemdi bu
görüp görebileceğimiz
sabah 4'te kalkıyordum
ve çöp kamyonları farlarını yakmış üstüme geliyordu
çöp kutularını es geçip
beni alıyorlardı
ve kamyonlar
ve geçen zamanlar
oyuncaklar
oyunlar, kalabalıklar
can sıkıcı derecede
mide bulandırıcı insanlar
hepsi ama istisnasız hepsi
bizi resmediyordu
ve taklit ediliyorduk
en deli gecelerde
kasıklarımın arasında yükselen başın
dudağıma değen dudakların
göğüs uçlarında çoktan inlemeye başlayan bendeniz
hepimiz eğleniyorduk
10 dakika ara veriliyordu
en zevkli anında
patlamış mısırlar,
alaska frigolar,
hepsi birer birer terkediyordu
dünyanın kalanı ölüyordu
ve her şey
daha kötü kokuyordu
Tozasor
YÜRÜMEYEN İMPARATORLUK
gözüm sağa sola bakıyor
şarkılar artık sırayla çalıyor
olafur arnalds daha nasıl öldürebilirim diyor
bütün bunlar bir geceden kısa notlar
bir geceden daha kısa şeyler bunlar
bütün gecelerden ve gündüzlerde
sabahlardan, ikindilerden
işe gitmek için gecenin 3'ünde kalkmalardan
daha kısa şeyler bunlar
piyano girer ardından yaylılar gelir
ve sen beklersin
ve tavana bakarsın
kaç sivrisinek kaldığını odanda
öldürdüklerine bakarsın
yarısının leşi ellerinde
yarısı duvarda yarısı da kayıptır
ve sen beklersin
bacağında gezer sinekler
kollarında ve göbeğinde
olafur arnalds'dan fok geliyor
yaylılar ve piyanolar
dünyanın başka yerlerinde
insanlar nefes alıyor,
gülüyor, heyecanlanıyor
ve olmamış şeyleri
olmuş gibi gösteriyor
gözüm sağa ve sola bakıyor
yukarıya bakıyor
görebildiğim şeyler
hissettiklerimden ibaret
pisa kulesi yan yatmış ağlıyor
eyfelde ışıklar gece 12'den sonra kapanıyor
yüzyıllardan gelen şeyleri düşünüyorum
büyük iskender her yeri ele geçiriyor
platon'u izliyorum
bir sandıkta direnemeyen diyojeni düşünüyorum
bacağımdaki sinekler vızıldıyor
bana bakıyorlar
kafalarını çeviriyorlar
tekrar bakıyorlar
hayal kırıklığına uğramış halde
yükseliyorlar
elim bir trafik kazası sonucu ölebilirdim
kendimi yanlışlıkla kör edebilirdim
bir çok kadınla yatmayabilirdim
ruhumun sol kısmını ele geçirebilirdim
pekinde bi ihtiyar pirinç topluyor
barcelona meydanlarında kadınlar poz veriyor
sense odanın içinde volta atıyorsun
bi ileri bi geri gidip geliyorsun
başını ellerinin arasına alıyorsun
vig vorum sma diyor olafur
ve sen beynini duvara bir sinek gibi vurmamak için
ellerinin arasında sıkıştırıyorsun
insanlar şiir yazıyorlar
ve öykü ve bi boka benzemeyen şeyler
ve yutturuyorlar bi şekilde
gargara yaparken ben kendi dudaklarımla
ağzımla, ruhumla
tepeden tırnağa lanetlenmişim
michigan gölünün kenarındaki bankları düşünüyorum
okyanusa benzemeyen okyanusları
kuşlara benzemeyen kuşları
hindistanda açlıktan ölmek üzere olan bir kedi aklıma geliyor
kulaklarımdan duman çıkıyor
bi öfke seline kapılmışım
pencere cereyan yapıyor
çıplak göğsüm ve göbeğim
aletimi öpüyor
burada hiçbişey doğru düzgün yürümüyor
burada hiçbişey asla yürümüyor
tozasor
şarkılar artık sırayla çalıyor
olafur arnalds daha nasıl öldürebilirim diyor
bütün bunlar bir geceden kısa notlar
bir geceden daha kısa şeyler bunlar
bütün gecelerden ve gündüzlerde
sabahlardan, ikindilerden
işe gitmek için gecenin 3'ünde kalkmalardan
daha kısa şeyler bunlar
piyano girer ardından yaylılar gelir
ve sen beklersin
ve tavana bakarsın
kaç sivrisinek kaldığını odanda
öldürdüklerine bakarsın
yarısının leşi ellerinde
yarısı duvarda yarısı da kayıptır
ve sen beklersin
bacağında gezer sinekler
kollarında ve göbeğinde
olafur arnalds'dan fok geliyor
yaylılar ve piyanolar
dünyanın başka yerlerinde
insanlar nefes alıyor,
gülüyor, heyecanlanıyor
ve olmamış şeyleri
olmuş gibi gösteriyor
gözüm sağa ve sola bakıyor
yukarıya bakıyor
görebildiğim şeyler
hissettiklerimden ibaret
pisa kulesi yan yatmış ağlıyor
eyfelde ışıklar gece 12'den sonra kapanıyor
yüzyıllardan gelen şeyleri düşünüyorum
büyük iskender her yeri ele geçiriyor
platon'u izliyorum
bir sandıkta direnemeyen diyojeni düşünüyorum
bacağımdaki sinekler vızıldıyor
bana bakıyorlar
kafalarını çeviriyorlar
tekrar bakıyorlar
hayal kırıklığına uğramış halde
yükseliyorlar
elim bir trafik kazası sonucu ölebilirdim
kendimi yanlışlıkla kör edebilirdim
bir çok kadınla yatmayabilirdim
ruhumun sol kısmını ele geçirebilirdim
pekinde bi ihtiyar pirinç topluyor
barcelona meydanlarında kadınlar poz veriyor
sense odanın içinde volta atıyorsun
bi ileri bi geri gidip geliyorsun
başını ellerinin arasına alıyorsun
vig vorum sma diyor olafur
ve sen beynini duvara bir sinek gibi vurmamak için
ellerinin arasında sıkıştırıyorsun
insanlar şiir yazıyorlar
ve öykü ve bi boka benzemeyen şeyler
ve yutturuyorlar bi şekilde
gargara yaparken ben kendi dudaklarımla
ağzımla, ruhumla
tepeden tırnağa lanetlenmişim
michigan gölünün kenarındaki bankları düşünüyorum
okyanusa benzemeyen okyanusları
kuşlara benzemeyen kuşları
hindistanda açlıktan ölmek üzere olan bir kedi aklıma geliyor
kulaklarımdan duman çıkıyor
bi öfke seline kapılmışım
pencere cereyan yapıyor
çıplak göğsüm ve göbeğim
aletimi öpüyor
burada hiçbişey doğru düzgün yürümüyor
burada hiçbişey asla yürümüyor
tozasor
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)